2012?de Dini Günlerin Astrolojik Önemi

2012’DE DİNİ GÜNLERİN ASTROLOJİK ÖNEMİ

“2012: Anlama Çağı, Astroloji Rehberi” kitabımda değinmeye fırsat bulamadığım ama önemli bulduğum bir konuyu anlatmak istiyorum. Zira kitapta, sadece burçlara göre aylık astroloji yorumlarına yer verdim. Aralarda 2012 sürecine kişisel yorumumu ekledim. http://www.idefix.com/kitap/2012-anlama-cagi-asude-argun/tanim.asp?sid=I13HXN8CJ03A0T0DKT6W

Bu makalede özel bir konuya değinmek istiyorum:

2012 yılı içinde, İslami takvimdeki tarihlerin, astrolojik göstergelerle eşzamanlılığı fark ettim. Önemli astrolojik olaylarla, önemli İslami tarihler aynı zamanlarda gerçekleşmekte…

Bu yıl, hepimiz için bir aydınlanma zamanı olacağa benzer. Kıyamet olarak anılan endişenin, kelime kökenine baktığımızda “kıyam”ın birlikte ayağa kalkma olduğunu görüyoruz. Uyuyan bilincimizin ayağa kalkışında, gerçeği idrakte korkulacak bir şey olmadığını bilmeliyiz. Korkuların değil, anlamanın peşinden gitmeliyiz.

Dinigünlerin de astrolojik açıdan önemli tarihlere denk gelmesinin tesadüf olmadığını düşünüyorum.

En altta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesinden aldığım dini günler takvimine eklediğim, astrolojik olaylar takvimini bulacaksınız. Tabloyu tıklayıp, indirebilirsiniz. Buradaki dini günlerin, 2011 son aylarından başlayarak önemli astrolojik olaylara denk geldiğini göreceksiniz.

Bir başka kaynakta da ilginç bir vurgu bulunmaktadır. 2012’yle ilgili en çok başvuru yapılan medeniyet Maya’dır. Maya’ların bu dönemde, en ön planda tuttuğu olaylardan biri “Venüs geçişi”dir. Venüs’ün Güneş’le tam aynı düzlemde buluşarak, bir nevi tutulma durumu yaratması olayıdır. İşin ilginç yanı astrolojik olarak Venüs İslamiyet’i temsil eder.

Din konusunda yorum yapma ehliyetim olmadığı için sadece uzmanlık konumla ilgili bilgi verebilirim: Ancak bakış açımı anlatan, kısa bir açıklama yapmak yararlı olur sanırım: Kelime kökenine baktığımızda “İslam” “esenliğe teslim olma” anlamındadır. “Müslim” teslim olan, “Müslüman” da teslim olanlar anlamındadır. Tüm bu isimlere anlam veren “selam” köküdür. “Selam” sağ ve sağlam olma, güvenli olma, barışık olma durumudur.

Kişisel yorumum, Allah’ın verdiği külli iradeye teslim olma, cüzzi iradeyle barış üretme durumudur. Kendinden, her şeyden emin olma yani, güvende olduğunu bilme durumudur. Kişinin kendi potansiyeline en yakın olarak yaşama halidir. Dışta değil, içte bütünlüktür.

2012 sürecinde en önemli farkındalık, sanırım bu bakış açımızda olacaktır. Barışı yakalamak için, içimize dönmek, evrene, Allah’a teslim olmak, bunun yollarını anlamak gerekecektir.

Yanı sıra bütün “semavi” yani göksel dinlerin astrolojiyle, astronomi ve kozmolojiyle yakından ilgisi olduğunun altını çizmeye gerek duymuyorum.

İslamiyet’te de önemli bir göksel vurgu bulunmaktadır. Kuran’ı Kerim’de hepimizin bildiği Buruc (Burçlar), Necm (Yıldız), Kamer (Ay), Şems (Güneş) gibi sureler ve birçok ayette göksel sembollere vardır. Hatta Peygamber efendimizin Burak’a binip göğe yükselmesi, hiçbir peygambere de nasip olmayan en önemli özelliklerden biri olarak gökselliğin de zirvesidir.

İbadetlerdede göksel semboller aktif kullanılır: Oruç ayı Ramazan’a başlamak için, gereken farz, yani olmazsa olmaz zorunluluk, hilali görmektir. Yanı sıra tüm ibadetler için Kameri yani Ay’a dayalı takvim kullanılması oldukça önemlidir.

Kişisel olarak özel ilgi alanıma giren İslam ve Astroloji derin bir konudur. Bu amaçla yıllar önce Osmanlıca öğrendim. Son 5,6 yıldır kaynak taramakta, araştırma yapmaya devam etmekteyim. İğneyle kuyu kazsam da, toparladığım yıldız bilgisini yani “İlm-i Nücum”’u paylaşmak için halen çalışıyorum…

Şimdi 2012 sürecindeki dini günlerle astrolojik sembolleri eşzamanlılığına bakalım:

Hicri yılbaşı Muharrem ayı başlangıcı, 26 Kasım 2011’e denk geliyordu. Bir gün öncesinde gerçekleşen Güneş Tutulması dini, ahlaki bilgilerin burcu Yay’da yaşandı. Sene boyunca devam edecek olan İkizler, Yay hattındaki tutulmalar, her türlü bilgi, iletişim alanında zorluluğu, yanlışlığı ifade etmektedir. İkizler dünyevi düzeydeki bilgiyi, iletişimi, bağlantıyı; Yay ise ahlak, erdem, din gibi konuları sembolize eder. Hicri yeni yılla başlayan bu dönem, dini ve dünyevi bilgilerin önemli bir dönemeçten geçmeye başladığını ifade eder. İlahi hikmeti, ahlak, erdem anlayışımızı geliştirmeliyiz. Haram kökeninden gelen Muharrem ayında yasaklanan şeylerden ve savaşlardan kaçınmak gerekir. Bu iki olayın eşzamanlılığı, 2012’den itibaren içsel yolculuğumuzun başlangıcını anlatır. Muharrem ayı devamında, 5 Aralık 2011’de, dini olmasa da geleneksel olarak kutlanan, Aşure günü, yaşanan Ay Tutulmasına çok yakın… Yine aynı bilgi ve iletişim konuları vurgulanmakta… Muharrem ayının onuncu gününe denk gelen Aşure günü, anlam olarak da onuncu gün demektir. Bu ismin verilmesinin hikmeti, Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, Allah’ın o günde, on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Hz. Nuh’un gemisinin kurtuluşu, hz Yunus’un balığın karın çıkışı, Hz İsa’nın semaya yükselmesi gibi olaylar bunlardandır. Ay tutulmalarında duygusal yoğunluklar yaşarız. Kurtuluş için hikmeti istemek bu zamana uygundur.

26 Aralık 2011 yani 2. hicri ay olan Safer’in başlangıcında, bolluk, bereketin ve dini, uhrevi bilgilerin gezegeni Jüpiter’in düzgün harekete geçmesi göze çarpıyor. Safer ayında, Levhi Mahfuz’da saklı bulunan, Allah’ın kişi üzerinde gerçekleşmesine kesin hüküm verdiği bir yıllık olayların indiği rivayet edilmektedir. Aynı zamanda Safer ayı hicret için hazırlık yapılan aydır. Aynı gün koruyucu Jüpiter’in hikmeti anlayanlar düzgün hareketine dönecektir.

24 Ocak 2012’de yani 3. ay Rebiyülevvel başlangıcında, savaş gezegeni Mars geri harekete başlıyor. Bu tarihten sonar enerjimizi, öfkemizi kontrol etmekte zorlanabiliriz. Sakin olmalı, olaylarla savaşmak yerine anlamaya çalışmak çok daha anlamlı olur. Hicretin bu ayda başlaması da önemlidir. Girişim gücünün ifadesi Mars’ın geri gitmesi de, hicretin dışa değil, içe olduğunu anlatır. Aynıhicri ay içinde devam edersek, 3 Şubat 2012’teki (yani bugün) Mevlid Kandili’nde başka bir vurgu öne çıkmaktadır. Peygamberimizin doğum gününde mistik, uhrevi bilgilerin gezegeni Neptün iş başındadır. Neptün, aynı gün evrensel birliği, aşkınlığı, egoyu bırakmayı anlatan Balık burcuna giriş yapıyor. Neptün aynı zamanda Venüs’ün bir üst oktavıdır. 2012’in en önemli göstergelerden biri bu burç değişikliğidir. Bu da bilinen sınırların dağılacağı, çözüleceği, kitlesel olayların ortaya çıkacağı bir dönemin başlangıcıdır. Peygamber’imizin de yeni bir dönem başlatmak için doğduğu güne denk gelmesi hoş bir eşzamanlılıktır.

23 Şubat 2012’te yani 4. ay Rebiyülâhır başlangıcından birkaç gün önce kişisel egomuzu ifade eden Güneş de Balık burcuna giriyor. Önce Neptün’le evrensel teslimiyet, ardından Güneş’le kişisel teslimiyet…

23 Mart 2012’te, 5. ay Cemaziyülevvel başlarken, son olarak, aklımızı, zihnimizi temsil eden Merkür gezegeni de geri hareketle Balık burcuna giriyor. Sırasıyla artan oranda kitlesel, kişisel ve zihinsel teslimiyetin boyutlarına artıyor ve içe dönüşe vurgu önem kazanıyor…

22 Nisan 2012’de 6. ay Cemaziyülâhır başlarken iletişim gezegeni Merkür bu kez değişim, bireysel farkındalık gezegeni Uranüs’le birleşiyor. Gerçekten esenliğe teslim olanlar, içlerindeki barışı, sükunu, huzuru, sevgiyi yakalamaya çalışanlar için bilinçte yüksek bir uyanış yaratmaması muhtemeldir…

22 Mayıs 2012’te yani 3 ayların ve Recep ayının başlangıcında, hem dini, hem astrolojik açıdan oldukça önemli birkaç olay söz konusudur. Kelime kökenine baktığımızda "Receb” herhangi bir şeyden korkmak, utanmak veya bir kimseyi heybetinden dolayı tazim etmek manalarına gelir. Bu tarihlerde yaşanacak olaylara gönül gözümüzle bakmaya ihtiyaç artabilir. Bir gün önce yaşanan Güneş tutulması, Ülker Takımyıldızı hizasında ve gökyüzü orta noktası üstünde gerçekleşiyor. Dinimizde Ülker Takımyıldızı Miraç’a yükselmeyi anlatan Necm suresinde, üstüne hamdedilen “Süreyya” yıldızı adıyla bilinir. Ayrıca bu tarih Maya’ların özel önem verdiği tarihlerden biridir. Ayın devamında, 24 Mayıs 2012’de, Regaib Kandili’nde, aklımızı ifade eden gezegen Merkür yöneticisi olduğu burçlardan İkizler’e geçiyor. Bu da aklımızı, zihnimizi doğru kullanacağımız kısa bir zamanı ifade ediyor. Receb ayının sonuna doğru, 16 Haziran 2012’de, Miraç gecesinde, Ay’ın dünyevi işleri bitirmeyi anlatan, kapanan fazda ve uhrevi konulara yönelmemizi anlatan boşlukta olması, açısız kalması ilgi çekicidir. Dünyevi gerçeklerden sıyrılıp, manevi değerlere önem vermemiz gerektiğini anlatır. Bu gecede, beş vakit namaz farz kılınmış, peygamber efendimiz miraca çıkmıştır. Yine bu gece inen İsrâ suresinin bir bölümünde İslâm'ın bir özeti, on iki esas halinde bildirilmiştir. Ayrıca bu ayın özelliği daha da artıran tarihler vardır. Miraç kandiline yaklaşırken 2 önemli olay gerçekleşecektir. İlki 8 Haziran 2012’deki Venüs geçişidir. Maya’ların önemle vurguladıkları astronomik olaylardan biridir. İkincisi 11 Haziran 2012’de yaşanacak Jüpiter’in İkizler burcuna geçişidir. Uhrevi bilgiyi, dini, ahlakı, fazileti anlatan Jüpiter gezegeni, rahat etmediği bir burç olan İkizler’e geçecektir. Jüpiter’in İkizler burucundaki, yaklaşık bir senelik yolculuğu dini, ahlaki konularda yaşanacak karmaşayı, bilgi yanlışlıklarını sembolize etmektedir. Bilgiye değil, maneviyata yönelmek, ama aldanmamaya çalışmak önem kazanacaktır. Kandil öncesinde yaşanacak olaylarla kişisel idrak süreci başlamıştır.

21 Haziran 2012’de Şaban ayı İslam tarihinde bazı önemli olayların gerçekleşmesi açısından da önemlidir. Kuran’da inen ayetler neticesinde, Kıble’nin yönünün çevrilmesi ve Ramazan orucunun farz kılınması sayılabilir. Bu ayın başlangıçla birlikte barışı, esenliği anlatan Venüs, değişim, farkındalık gezegeni Uranüs’le uyumlu bir açı yapacaktır. O sırada geri harekette olan Venüs’ün bu bağlantısı, esenliği, barışı aramak için değişim rüzgarını yakalamamız gerektiğini anlatmaktadır. Ama daha önemlisi, birkaç gün sonra ise senenin önemli bir astrolojik olayı daha gerçekleşecektir. Devrimlerin gezegeni Uranüs’le, dönüşümün gezegeni Pluton sert bir yerleşimde karşılaşacaklardır. Aralarında ilk kez gerçekleşecek bu kavga, 2015 kadar, 7 kez tekrarlayacak, toplumsal olayları ateşleyecektir. Bir tarafta farkındalık, kişisel devrimler, bir tarafta toplumsal düzen, kalıplar arasında kalabiliriz. Yenidünya düzeninin gerginliğini yaşayabiliriz. Şaban ayın devamında, 5 Temmuz 2012’de, günahların affedilmesi, temize çıkma anlamına gelen Berat Kandili’nde, bir önceki olayda ortaya çıkan göksel seremoni ilginç bir şekilde tekrarlanacaktır. Venüs’le Uranüs arasındaki uyumlu açı bu kez düzgün hareketle gerçekleşecektir. İçteki barışı dışarı taşımak için olumlu şartlar gelişebilir. Beraat gecesi, meleklerin inmesi, duaların kabul olunması, duaların geri çevrilmemesi gibi birçok fazilete sahip olduğu için, bulunduğu ayı da değerli kılmıştır. Düzgün hareketine geri dönen barış gezegeni Venüs’le, değişim habercisi Uranüs, aynı açıyı tekrarlayıp, değişime uyum sağlamamıza yardım edecektir.

20 Temmuz 2012’de Ramazan ayı başlayacaktır. Ramazan’ın kelime anlamı, yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına "ramdâ" kelimesinden alınmıştır. Kuran bu ay içerisinde indirilmiştir. Bu ayın dinen hikmeti, müminleri günahlarını yağan yağmur gibi temizlemek olarak aktarılır. Ramazan başlangıcında, bireysel farkındalık gezegeni Uranüs’le uyumlu açı yapan bu kez bolluk, bereket, ahlak ve erdemin gezegeni Jüpiter olacaktır. Ancak Jüpiter’in İkizler burcundaki konumu zor bir konumdur. Var olan erdemin, dinin, bilginin test edilmesini anlatmaktadır. Ayın devamında, 15 Ağustos 2012’de, Kuran’ın inmeye başladığı Kadir gecesinde, sorumlulukları sembolize eden Satürn ve savaş gezegeni Mars kavuşmakta… Dünyevi anlamda oldukça zor bir kombinasyon yaşayacağız. Asıl savaşın dışarıda olmadığını anlamalı, manevi gerçeklere yaklaşmalıyız.

18 Ağustos 2012, Ramazan bayramı arifesinde ise, Şevval ayı başlangıcında, egomuzu, benliğimizi anlatan Güneş’in Satürn’le yaptığı arkadaşça açı, istersek zorlukların üstesinden gelebileceğimizi, bayramı hak edebileceğimizi vurgulamaktadır.

17 Eylül 2012’de, 11. ay Zilkade başlangıcında, dönüşümün, gezegeni Pluton düzgün hareketine geri dönecektir. Kaldığı yerden dünyevi düzeni yıkıp, değiştirmeye devam edecektir. Ayrıca senenin önemli astrolojik göstergesi birkaç gün içinde tekrarlayacaktır. Pluton’un Uranüs’le sert açısı bir kez daha kesinleşecektir. Bir tarafta devrimler, bir tarafta toplumsal gerçekler arasında kalıp mücadele edebiliriz. Artık idrak etme, anlama noktasını geçmiş olacağız. İslam’ın saygılı kıldığı dört aydan biri bu ayda, kişilerin her türlü söz ve davranışlarında daha dikkatli davranmaları beklenir.

15 Ekim 2012’de hicri ayların sonuncusu Zilhice başlayacaktır. Bugünlere yakın sorumluluk gezegeni Satürn’ün, aşkınlığı anlatan Neptün’e uyumlu açısı, zorlukları aşmakta ilahi destek alabileceğimizi anlatmaktadır. Ayın devamında, 25 Eki 2012’de, Kurban bayramında, egoyu anlatan Güneş’in, sorumluluk gezegeni Satürn’le birleşimi gerçek bir hesap zamanını anlatmaktadır. Egomuzu törpülemekten başka çıkar yol, kurban olmaktan başka yapılacak şey yoktur. “Kurban” kelimesinin Arapça anlamının yakınlaşmak, akraba olmak anlamını taşıdığını da hatırlamalıdır.

Yeni bir hicri yılın başlangıcı olan 15 Kasım’a, yine bir Güneş Tutulması’yla başlayacağız. Bilinci, egonun, otoritenin, eril öğelerin sorgulanması devam edecektir. Bu yıl bir sona değil, yeni bir başlangıca, idrake, anlayışa işaret etmektedir. Ayın devamında, 24 Kasım’daki geleneksel Aşure günü civarında, savaş gezegeni Mars’ın ifade ettiği eril gücümüzü iyi yönlendirmeli, kullanmalıyız. Zira hemen yakında 28’inde gerçekleşecek Ay Tutulması’nda yanlış güç kullanımı cezasız kalmayacaktır.

14 Aralık’ta başlayan Safer ayı başlangıcında, değişim gezegeni Uranüs düzgün hareketine geri dönecektir. Farkındalık kaldığı yerden devam edecektir.

Son olarak, 21 Aralık 2012 gündönümünde, haritasında öne çıkan gezegen Venüs’tür. Beklenen bu günün, bir Venüs günü olan “cuma”ya denk gelmesi aynı eşzamanlılığı anlatır. Yakın günlerde barış, huzur gezegeni Venüs, uhrevi, dini faktörlerin gezegeni Jüpiter’le kontak kuracaktır. Jüpiter’in İkizler’deki zor durumuna destek olacak, birliği sağlayacak özellikleri katacaktır.

Kısaca özetlemeye çalıştığım dini takvimle, astrolojik olayların eşzamanlılığı umarım hepimizde ortak bilinci uyandırır. Kitabımda anlatmaya çalıştığım gibi Anlama Çağı’na geçiş yapabiliriz.

2012’in sonlanan değil, yenilenen bir süreç olduğunu savunuyorum. Zamanın değil, yaptıklarımızla yüzleşmenin sonundayız. Kaçılmaz gerçeklerin mimarı olduğumuzu anlamak, içimizdeki huzura dönmek zorundayız. Bunu yapmak için de, hiçbir aracıya, katkıya, desteğe ihtiyacımız yok... Aradığımız mürşidin, yol göstericinin zaten içimizde olduğunu idrak etmek durumundayız.

2012 itaat değil, idrak zamanıdır.


Astroloji Uzmanı

 

 

     


Cemil Topuzlu Cad. 129/5 

Caddebostan Kadıköy
0 216 386 10 39
Adres krokisi için tıklayınız.