Astroloji neyi inceler?

Astroloji ‘Gökte ne varsa yerde de o vardır’ prensibinden yola çıkarak ilk etapta gökyüzündeki Güneş’i, Ay’ı ve tüm gezegenleri, cisimleri ve göksel kavramları inceler. Bu hareketler esnasında yeryüzündeki olayların içeriklerini gözlemler. Göksel cisimlerin gerçek anlamdaki çekim gücünü değil, eşzamanlılık prensiplerini saptar.

Tıpkı saatlerimiz 12’yi gösterdiğinde, akrep ve yelkovan orada olduğu için değil de, onların gösterdiği manaya uygun olarak ‘öğlen olmuştur’ dediğimiz gibi bir sistemden bahsetmek yerinde olur. Yani göksel cisimlerin fiziksel değil de, içsel anlamları üzerinde durulur. 

En iyi bilinen şekliyle dolunayda insanların gerginleşmesine sebep olan fiziksel etkileri değil de, ruhumuzun aldığı, açıklanması pek de kolay olmayan etkileri ifade eder. Aynı şekilde etrafımızdaki büyüklerin söylediği gibi, ‘yeni ayın hilaliyle birlikte yapılan işlerin hayırlı oluşu’ da astrolojik bir bilgidir.

Astroloji dışardan bakıldığında, her ne kadar göksel cisimleri inceler gibi gözükse de, aslında insanı inceler. Hatta evrenin merkezine güneşi değil, dünyayı değil, kişiyi koyar. Nasrettin Hoca’ya ‘dünyanın merkezi neresidir?’ diye sorduklarında bastonun ucunu gösterdiği gibi, astroloji de merkeze insanı alır. Buradan başlayarak, kişinin tüm bu etkenlere göre hareketlerini, oluşum ve gelişimini anlamaya çalışır.

İnsanı evrenin merkezine yerleştiren bu sistem için önemli olan, tabii ki insanın etrafında gelişen olaylar ve bunlar karşısında insanın yapabileceklerini öngörmektir. Küllü irade tarafından öngörmeye imkan verilmiş bilgileri, cüzzi iradenin yerine getirilmesine yardımcı olmaktadır.

Amaç, çeşitli önlemlerle olayları değil, insanın etki ve tepkilerini yönlendirmeye çalışmaktır. Tüm bunlar sayesinde insanın kendisini, evreni ve yaradanını tanıması kaçınılmaz bir gerçek gibidir. O yüzden astroloji yanı sıra daha felsefik bir düşünce sistemini de geliştirmek yerinde olur.