Astrolojinin tarihi gelişimi nasıldır?

x03TarihiBilindiği gibi tarih yazının bulunmasıyla başlar. Ancak insanlar kafalarını gökyüzüne çevirdikleri ilk andan itibaren astroloji vardır. Çok uzun yüzyıllar boyunca astronomiyle beraber yol almıştır.

İlk etapta Ay’ın ve Güneş’in hareketi, ekinoks yani gündönümlerin yaşanmasıyla mevsimlerin oluşması, tutulmalar ilgi çekmiştir. En eski dönemlerde MÖ 15.000 yıllara ait olduğu sanılan hayvan kemikleri üzerinde Ay fazlarının kazındığını görmekteyiz. Tarım faaliyetlerinin artmasıyla bu kalıntılarda artmıştır. Bu dönemde insanlar ekim, dikim yapmak için Ay hareketlerinden yararlanmaya, bundan anlamlar çıkarmaya başlamışlardır.

Sözlü tarih olarak da nitelendirebileceğimiz, mitolojik kaynaklara bakıldığında da birçok önemli bilginin gökyüzünden alındığını görmekteyiz. Gerek Yunan, Roma mitolojisi olsun, gerek Kızılderili, Maya, Çin mitolojileri, bir şekilde gökyüzündeki aynı yıldızları hayali olarak birleştirmişler, yaklaşık olarak aynı takımyıldızları saptamışlardır. Bu inanılmaz uyumla birlikte, insanların bu takımyıldızlara bakarak, benzer hikâyeler oluşması da hayret vericidir. Gökyüzünün konumundan dünyada alınacak dersleri çıkarırken, medeniyet, yerleşim farkları çok az etkili olmuştur. Bu sözlü kaynaklar, mitolojiler hayranlık oluşturacak bir şekilde, halen günümüzde etkili olmaya devam etmektedir.

Daha kalıcı verilere bakmak gerekirse, Stonehenge, MÖ 3000’lerden kalma taş anıtlar olarak dikkat çeker. Bir çember etrafına özenle yerleştirildiği belli olan anıt taşlardan birçoğu halen ayaktadır. Stonehenge’in girişinden geçen ekseninin yaz dönencesindeki (21 Haziran) gündoğumuna doğru konumlandırılmış olması dikkat çekicidir.

Yine aynı dönemden kalan ama daha az bilinen bir yapı olan, İrlanda’daki Newgrange anıtının kış dönencesindeki (21 Aralık) gündoğumuna yöneltilmiş olması ilginçtir. Her iki anıtta da astrolojik bazı donelerin ortaya koyulduğu, dönemin Kelt rahipleri tarafından bazı yorumlamalarda bulunulduğu düşünülmektedir.

En eski astrolojik doküman olan Enuma Anu Enlil’in yazılış tarihi MÖ 1800–1500 arasıdır. 7.000 göksel işaret ve gözlemden oluşan bu tabletlerde göksel gelişmelere paralel yorumlama geleneğinden kalıntılar vardır.

Daha sonraki dönemlerde çeşitli kalıntılar günümüze değin gelmiştir. Şu anda kalıntıları British Museum’da sergilenen, MÖ 1600’lerden Babil Kralı Amisaduka döneminden kalan Venüs Tabletlerinde hem çeşitli gözlemler, hem de açıkça yorumlamalar bulunmaktadır.

MÖ 700 öncesinde Kral Asurbannipal tarafından hazırlatılan 15 tablette çok sayıda gözlem ve yorumlarda bazı astrolojik düzenlemelere rastlanmaktadır. Bir diğer Babil kalıntısı MÖ 687’e ait Mul Apin’dir. İlk yıldız katalogu olarak tanınır. Tabletlerde zamanından 600 yıl öncesine giden gözlemler sayesinde geleceğe yönelik basit yorumlar yapılmıştır.

MÖ 410 yılında ilk horoskop yani doğum anı haritası Babil Kralı Shuma-Usur’un oğlu için yapılmıştır. Yükselen burç kullanılmasa da, harita kısaca iyi, kötü olarak yorumlanmıştır. Akabinde yükselen burç kavramı gelişmiş, bazı matematiksel teknikler astrolojik düzenlemelerde kullanılmaya başlamıştır.

MÖ 280 İlk Astroloji Okulu Babilli (Kaldeli) rahip Berossus tarfından Kos adasında kurulmuştur. Astroloji’nin batıya yayıllmasında önemli bir basamak olmuştur.

MÖ 190 Hiparkus ilk yıldız kataloğunu derlemiş, ekinoksların kaymasını açıklamış ilk astoronom olarak, astrolojinin yayılmasına yardım etmiştir.

Bundan sonraki dönemlerden milada kadar olan zamanda, İskender’in Babil’i fethetmesiyle Helenistik dönem etkileri gözlemlenmeye başlanmıştır. Özellikle Yunan bilim adamı ve filozofların birçok bilim ve o zaman ayrılmaz bir bütün olarak kabul edilen astrolojiyle ilgilenerek, dünyayı tanımaya ait çalışmalarını görürüz. Bu çalışmalar sonucu, bugünün dünyasına ait birçok prensibin ortaya konduğuna şahit oluruz. Thales, Anaximander, Pisagor, Anaximenes, Heraclitus, Parmenides, Anaxagoras, Empedocles, Hipokrates dönemin önde gelen bilim adamı ve filozoflarındandır.

Milat dönümüyle birlikte, 180 yıllarında Cladius Ptolemy (Batlamyus) Tetrabiblos adlı kitabında, tüm gelişen bu bilgileri, 1500 yıl boyunca kabul görecek şekilde adeta Mezopotamya astrolojisini organizatörü olarak derlemiştir. Diğer derlemesi Almagest (Synthaxis) adlı kitabıyla da rönesansa kadar etkili olacak dünyanın merkezli kozmolojiyi ortaya koymuştur.

İslamiyete kadar, yani yaklaşık 600’lü yılların başına kadar, astrolojik üstünlük batı dünyasında yer almıştır. Çok büyük gelişmeler olmasa da çalışmalar sürekli devam etmiştir. 8. yüzyıldan itibaren üstünlük doğu dünyasına kaymış, 13. yüzyılla kadar batıda fazlaca gelişme olmamıştır.

Ancak islamiyetle birlikte Arap’lar her alanda öne çıkmıştır. Özellikle matematiksel alanda yaptıkları çalışmalarla, bugün bile kullandığımız Arap Noktaları gibi bazı özel uygulamaları geliştirmişlerdir. Al Buruni, Abu Ma’shar, İbn Ezra, Al Fergani, Alcabitius gibi Arap astrologlarda çeşitli dönemlerde yaşamışlar, günümüze ulaşan eserler yazmışlardır.